Thursday, 23 August 2012

İngiltere'de Yüksek Lisans


Üniversite'nin son yıllarında herkesin aklında olan birşeydir yurtdışında master. Ben de akademik kariyer düşünmediğim halde iş hayatında daha iyi yerlere gelebilmek adına master yapmak istiyordum. Ama Türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birinde okumadağım gibi ortalamamda aman aman çok iyi değildi. PEKİ BUNLAR ÖNEMLİ Mİ ? Maddi imkanın varsa ve okumak istediğin ülke İngiltere ise HAYIR. 2.5/4 üzerindeki ortalamayla hemen hemen bütün üniversitelerden kabul alma ihtimaliniz oldukça yüksek. Eğer Ankara, İzmir veya İstanbul'da yaşıyorsanız, ilk yapmanız gereken şey ÜCRETSİZ danışmanlık yapan British Education Bureau, kısaca BEB, veya Global Vizyon gibi yurtdışı eğitim danışmanlığı yapan şirketlerle görüşmek. Eğer iyi bir ortalamanız ve başarılı bir akademik/sosyal geçmişiniz varsa bu şirketler sizi burs imkanları ve burslu okuyabilme ihtimalleriniz açısından da bilgilendirecektir. Ben o dönem Ankara'da yaşadığım için ilk olarak Armada'da bulunan BEB ile daha sonra Tunus caddesindeki Global Vizyon ile görüştüm. İki şirketinde herhangi bir para talebi olmadığı gibi (parayı sizi kayıt ettirdikleri okullardan sağlıyorlar) tüm çalışanları oldukça ilgiliydi. Ancak okullarla tüm yazışmalar e-mail yoluyla olduğundan ve başvurular da internet üzerinden yapılabildiğinden dolayı danışman şirket olmadan da bu işi halletmek pekala mümkün. PEKİ NERDEN BAŞLAMAK LAZIM ?

1.) http://www.findamasters.com/

Bu site benim okul ve bölüm araştırma dönemimde en sık kullandığım sitelerden biri idi. Full Search sekmesi sayesinde istediğiniz bölümün hangi okulda mevcut olduğunu, ve kabul şartlarını öğrenebilirsiniz. Requirements kısmında belirtikleri notların bizim eğitim sistemimizdeki karşılığı şu şekilde:
British Class GPA
First  3.5-4.0
Upper Second (2.1) 3.0-3.5
Lower Second (2.2) 2.5-3.0

2.) http://www.thecompleteuniversityguide.co.uk/league-tables/rankings
http://www.guardian.co.uk/education/table/2012/may/21/university-league-table-2013

Aklımızda birkaç bölüm/üniversite ihtimali oluştuktan sonra yapmamız gereken yukarıdaki sitelere girmek üniversite başarı sıralaması tablolarından seçtiğimiz okulları aratmak. Bu siteler sayesinde  okulların akademik başarısı ve öğrenci memnuniyeti hakkında bilgi sahibi olabiliriz. Genel sıralamanın yanı sıra seçtiğimiz bölüm açısından okulun başarısının incelenmesi de oldukça önemli. İngiltere sıralamasında ilk 30'da olan, veya Avrupa sıralamasında ilk 100'e girebilen bölüm çok başarılı olarak kabul edilebilir.
Sıralamaları inceledikten sonra benim yaptığım şey ekşisözlükte beğendiğim okulların bulunduğu şehirleri aratmak oldu. Daha sonra Facebook'tan o okulun sayfasını bulup profilin tüm arkadaşları arasından Türkleri seçip mesaj atmak gibi azcık psikopatça bir iş yaptım, siz yapmayın :) İngiltere'deki üniversitelerin kendimce değerlendirmesini başka bir yazıya bırakıp sonraki adıma geçiyorum

3.) Dilediğimiz kadar okul seçtikten sonra sıra online başvuru aşamasına geliyor. Online başvuru için size gerekicek olanlar :
  • En az 2 adet İNGİLİZCE referans mektubu
  • Mezuniyet belgesi/veya son Transkript
  • Statement of Purpose, kısaca SOP, o bölümde neden okumak istediğinizi hayatınıza ne gibi katkıları olacağınızı anlatan okulu yağlama ballama yazısı. Bu yazı benim için tam bir kabusa dönüşmüştü ama gereğinden fazla abarttığımı daha sonra anladım. En kolay ve başarılı şekilde nasıl yazılabileceğinden en yakın zamanda ayrıntılarıyla bahsedicem.
  • İngilizce yeterlilik belgesi, TOEFL veya IELTS (şansım sayesinde benim için pek sıkıntı olmayan ama 2 yıl bu sınav için çalışan bir ev arkadaşım olduğundan dolayı tüm ayrıntılarına hakim olduğum bir konu oldu)
Diyelim ki henüz mezun olmadınız ve elinizde IELTS belgesi veya Son Transkript yok. Hiç problem değil. Yine de online başvuru yapıp okullardan şartlı kabul alabilirsiniz. Size sundukları şartları yerine getirmenizle birlikte kabulunuz şartsız olarak değişecektir. Okuldan kabul ile birlikte gelen CAS yani (confirmation of acceptance) numarası vize başvurunuzda size gereken en önemli unsur.
Sırada ne mi var???? Vize başvurusu için hazırlıklar ...



Monday, 20 August 2012

İngiltere maceram başlıyor..

60 kiloluk bavullarım ve ondan daha ağır olan korkularımla İngiltere'ye gelişimin üzerinden tam 1 yıl geçmiş. Üniversitenin son yılında derslerimden daha çok zamanımı alan İngiltere rüyam sonunda gerçek olmuştu olmasına ama Londra-Stansted havaalanında hissettiğim şey sadece korkuydu. Şu koca ülke hakkında bildiğim tek şey elimdeki küçük pembe defterde yazılı olanlardan ibaretti ve ben hikayelerde duyduğum teyzesi, dayısı tarafından havaalanından karşılananlar kadar şanslı değildim maalesef. İner inmez ilk kabusum kendimden ağır olan bavullarımdan birinin tekerinin kırılması oldu. 10 kiloluk sırt çantam belimi yere yaklaştırmak için uğraşırken kucağımda taşımak zorunda kaldığım bavul ona rakip olup beni öne çekmeye zorluyordu. Fazla kilodan dolayı verdiğim 90 euro umrumda olmamıştı ama artan bel ağrımla birlikte bavula fazladan koyduğum her eşya daha bir gereksiz gelmeye başladı. Sonu görünmeyen kuyruklar azaldı ve sonunda zenci olmayıpta nasıl bukadar kara olabildiğini anlamadığım Hintli vize kontrol memurunun soruları başladı. Sanki Ankara'da master için değilde tüm ülkeyi dolandırıp kaçıyormuşcasına muamele gördüğüm adam tarafından yeterince soru sorulmamış gibi.. Herneyse, Master için geldiğimi, Leeds Üniversitesinde okuyacağımı, bölümümü falan söyleyince kadın fazla surat asmadı, sohbet edercesine sorgusuna devam etti. Sıra Leeds'e gidicek treni bulmaya gelince bizimkileri aramam gerektiğini hatırladım. Kabus volume-2 telefonumun çekmediğini farketmemle başladı. 40 bin kez açıp kapamak ayarlarıyla oynamak gibi nedenini bulamadan tesadüf eseride olsa sorunu çözebilme çabalarım sonuçsuz kaldı. Sorunun Avea'dan olabileceğini düşünüp içimden her türlü küfrü ettikten sonra yeni bir sim kart almak aklıma geldi. Yüz kişi bin soru sonucunda kontörlü bir sim kart bulmayı başardım ve 20 pounda aldığım hatta 10 pound yükleterek ilk Elizabethimi bozdurmuş oldum. Sim kartı telefona uygun olarak kestirme işkencesini de minumum hasarla atlattıktan sonra 30 pound verdiğim nacizane (!) İngiliz hattımın da çalışmadığını farkettiğimde içimden Avea'ya ettiğim küfürler dışımdan telefonuma olarak şekil değiştirdi. Tam o sırada yanıma gelen bir Türk başıma gelen tek iyi şey oldu ve onun telefonu sayesinde aileme haber vermeyi başardım. Gerçi annemin sürekli o numarayı aramasından dolayı iki kez geri dönmek zorunda kalan isimsiz kahramanım bir daha kimseye yardımcı olmayacağına yemin etmiş olabilir. Aile arandı, bavulların canımı en az acıtacağı pozisyon bulundu ve Leeds tren bileti anlamadığım her soruya 'yes' diyerek alındı. Normalde 2bucuk saat süren yol yapacağım 3 aktarmayla 7 saat sürcek ama zaten bugün şans aramıyorum..
Sonra mı ? Hepsini anlatcam..


Gelecekten gelen not 1:  20 pounda aldığım sim kartlar aslında 1 pounda satılıyormuş, bazen de bedava.. Havaalanından almayın..


Gelecekten gelen not 2: Gecen hafta havaalanında telefonumu verdiğim bir Türk'ün ailesiyle konuşabilmesini sağladım ve ben de birinin kahramanı oldum.


Gelecekten gelen not 3: Hala anlamadığım sorulara 'yes' diyorum